• Değerli Kulanıcılarımız Bu Mesajı Görenler Bir Bismillah çekmeyi Unutmasın .

HZ. MUHAMMED (s.a.v) KİMDİR ?

admin

Site Yöneticisi
Yönetici
#1
İnsanlar ve inanışlar değişir. Her defasında gelen peygambere ve onların getirdiklerine karşı çıkılır. Tek Allah inancından giderek uzaklaşılır. Bu cahiliye devrinin başlangıcıdır. Mekke ve Allah'ın kutsal evi Kâbe insanlık ile giriştiği savaşta sessizliğe bürünür. Bu sessizlik aynı zamanda bir bekleyişinde habercisidir. Eh-li kitap, hıristiyanlar, museviler, ve hanifiler; " tevhid" inancına sahip herkes büyük bir bekleyiştedir. Kâbe'de Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in duasının kabul edileceği zamanı bekliyordur. Beklenen gelmeli, dua kabul edilmeli. Zaman tükendi beklenen artık gelmeli... beklenen zaman geldi; takvimler 571'in Nisa'n ayının 20'sini gösterir. Ve bi ülevvel ayının 12'sidir. Gökte peygamberin doğduğunu gösteren bir yıldız belirir ve bunu herkes görür. Zaman gelir yüzyıllardır sönmeyen ateş söner. Vakit gelir onunla beraber bereket gelir. Toprak aslına döner. Dualar kabul olunur. Beklenen gelir özlenen gelir. Peygamber dünyaya gelir. Kâbe de Mekke de sevinçlidir. Artık Mekke den dünya ya bulut bulut yayılan bir umuy vardır. Babası Abdullah'ı hiç görmeyen Abdulmuttalib'in üzerine titrediği en sevdiği çocuk Mekke'de ki adet üzerine süt annesi Hz. Halime'ye verilir. Hz. Muhammed gittiği her yere bereket, bolluk ve huzur getirir. 6 yaşıns geldiğinde annesini kaybeder. Hemen ardından çok sevdiği dedesi ben amcası Ebu tâlip ile baş başa kalır. Yüreğinde üç yetimliği bir arada Yaşar. Dünyaların yükünü kalbinde taşır . O şimdi herkesin dilinde ben herkesin kalbindedir. Kim bakarsa onda duygulandığı bişey bulur. Ve herkesin dilinde ortak bir cümle dolaşır. Daha önce böyle bir çocuk ne görülmüştür ne sen duyulmuştur. Bundan sonra da böylesi gelmeyecektir. Ben ondaki ilk gündem beri hissedilen haller artarak devam eder. Peygamberlik alametleri bir bir görülmeye başlar. Onun peygamber olacağını anlayanlar vardır. Ve gözlerini ondan alamazlar. Amcasını da uyarırlar. " Bu çocuğa sahip çık ve Mekke'ye geri götür. Çünkü bu çocuk büyüyecek ve dünyayı değiştirecek derler. Çocukluk ve ilk gençlik yılları böyle geçer. Hz. Muhammed Mekke sokaklarında, köylerinde, kervanlarında dilden dile dolaşan biridir artık. O Mekke'nin en çok tanınan ben en çok sevilen insanıdır. Tüccarlar işlerini ona emanet ederler, insanlar kalplerini ona verir. Sıkıntısı olan derdi olan, çözülmemiş davası olan ona gelir ona danışır. Gülen onunla güler, o ağlayanla ağlar. Kimseyi incitmez, hor görmez ve kınamaz. İnan bu dönemde Muhammedül-emin denir. 25 yaşına geldiğinde Mekke'nin en güvenilir kadınıyla evlenir. Artık Hz. Hatice'nin sevgili eşidir. En müşkül işler onunlayım kolayca halledilir. Mekkelilerin en çok önem verdiği işlerden biri olan Hacerül-esved'in yerleştirilmesi kabileler arasında büyük bir sorun haline geldiğinde bu iş ona emanet edilir. Siyah ve parlak taş Beytullah'a onun elleriyle konur. Peygamber efendimiz Mekke'nin en karanlık günlerin de cahiliye döneminde aydınlık günlerin habercisi gibidir. Kâbede, Mekke de, insanda dört duvar arasında sıkışmış bir haldedir. Efendimiz 35 yaşına geldiğinde bir arayış içerisine girer kalbi Mekke'nin içinde bulunduğu durumdan dayanamaz ilk defa omuzları düşer Mekke sokakların da , Kabe'nin içinde ben dışında bütün evlerde dahiliye hüküm sürerken o bir başınadır. Yürürken daha çok yere yanlış başınayken Göğebakan bakar. Kalbinde yüklerden bir yük vardır. Bu yükü Uhud mu taşır Nur dağımı taşır bilinmez. Ama hiçbirşey onu teselli edemez. Mekkelilerin yüzlerce outa taptıklarını gördükçe şehir ben kâbe üstüne Üstünel geliyor gibidir. Kendini nur dağındaki hira mağarasına atar. Hira onu yalnızlıktan kurtarıp Allah'tan sığındığı bir sığınaktır. Günlerini burada geçirmeye başlar. Yanında sadece bir kaç azık ve yalnızlığın mührünü toprağa vurduğu asası vardır. Hirada yaptığı üç şey vardır. Halvet, tâğâtbüt ben Beytullah'a bakış. Ve tarihler Hz. İsa'dan tam 610 yıl sonrasını gösterir. Ramazan ayının 15 idir. Ve Melek gelir. Bütün ufku kaplamış ben bir taht üzerine oturmuş halde Hz. Cebrail gelir. Hira nur ile dolar. Melek " oku " der daha önce hiç duyulmamış bir sesle. Efendimiz " ben okuma bilmem " diye cevap verir. Cebrail Hz. Muhammed'i üç kez sarsar her defasında aynı yanıtı alır. Üçüncü sarsışında vahiy peygamberin kalbine kazınır. Bu islamın ilk emri ben kur-an'ın ilk ayetidir.

" Yaratan Rabbi'nin adıyla oku! O insanı "Alak" dan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir."

Müjde gelmiştir. Beklenen en büyük mucize gerçekleşir. Okumak ilk sözü yerine getirmektir. İlk söz, Allah'ın ruhları yarattığı zaman " Ben sizin Rabbiniz değilmiyim? Sizi ben yaratmadım mı?" Sorusuna insanın " Evet sen bizim Rabbimizsin " demesidir. Şimdi bir embriyodan yaratılan artık okuyacak. Doğumdan ölüme sonsuz kerem sahibinin adıyla yaşayacak. Kalemken yazmayı ve insana bilmediği şeyleri öğretenin adıyla yaşayacak. Kâinatı, insanı, gelmiş ve geçmiş olanı, bugünü, anı, tüm yaşananları, olayları, eşyayı, en çok ta kendisini ben yaratılmış olmanın anlamını okuyacak.
Okuyacak insan ve verdiği ilk sözü tutacak bundan sonra bilmiyordum diyemeyecek.
 
Üst