• Değerli Kulanıcılarımız Bu Mesajı Görenler Bir Bismillah çekmeyi Unutmasın .

İtmi’nan Ne Demektir?

If you share as a subject, not a comment, it will provide a faster development for you

veysel

Site Yöneticisi
Yönetici
#1
“İtmînân”, “karar kılma – sebat etme” demektir. Bu karar kılışın nasıl olduğu hususunda şu izahlar yapılabilir:
1) Nefsin (ruhun), Hak ile içice yaşaması ve onu, hiçbir şek-şüphenin yenip, mahcup edememesi… Bu,“Fakat kalbim mutmain olsun diye (bunu istiyorum)” (Bakara, 2/260) ayetinden anlaşılan manadır.

2) Emîn, kendisine güvenen nefis, hiçbir korku ve kederin kendisini rahatsız etmediği bir candır. Bu tefsiri, Ubeyy b. Ka’b (r.a)’ın “Yâ eyyetuhe’n-nefsu’l-mutmainneh” şeklindeki kıraati da destekler. Bu hususiyet, nefse bazan ölüm esnasında, “Korkmayın, üzülmeyin. Cennetle müjdelenin (müjdeler olsun cennet sizin)”(Fussilet, 41/30) hitabını duyduğu zaman; bunun ba’s (diriliş) esnasında ve hiç şüphesiz cennete girerken hasıl olur.
3) Aklın hakikatlerine de uygun bir tefsire göre şöyle diyebiliriz: Hem nakli, hem de akli deliller, böylesi bir itminanın, ancak zikrullah ile meydana geleceğinde mutabıktırlar. Bu husustaki nakli delil, “Dikkat edin, ancak Allah’ın zikriyle kalbler mutmain olur” (Rad, 13/28) ayetidir. Akli delil ise, şu iki şekildedir:

1) Aklî kuvvet, sebepler zincirinde yükselmeye başladığında, her ne zaman zatı gereği “mümkin” bir sebebe varıp ulaştığında, akıl, bu sebebin başka bir sebebi olduğunu bilir, dolayısıyla burada durmaz, aksine herşeyden, daha üst şeye geçip tırmanmaya devam eder. Derken bu tırmanış, ihtiyaçların son bulduğu, zaruretlerin nihayete erdiği, zatı gereği vacibü’l-vücûd olan o yüce varlığa varıp dayanır. Binâenaleyh ihtiyaçlar o yüce varlığın katında sona erince, akıl da orada durur ve O’na yönelir ve artık O’ndan başkasına geçmez-yönelmez. Binâenaleyh akli kuvvet her ne zaman, mümkin varlıklardan birine dikkat etse ve ona yönelse, o şeyin yanında karar kılması imkansız olur. Fakat akıl, vacibü’l-vücûd’un celaline bakıp, herşeyin O’ndan olduğunu anladığında ise, bundan başkasına geçmesi imkansız olur. Böylece itminan’ın ancak vacibü’l-vücûd’un zikri ile elde edilebileceği sabit olur.

2) Kulun sınırsız ihtiyaçları vardır. Allah’ın dışındaki herşey, Allah’ın imdadı müstesna, bekası ve kuvveti sonlu şeylerdir. Sınırsız-sonsuz olan ise, sonlu ile kuşatılamaz. Binâenaleyh kulun sınırsız ihtiyaçları karşısında, itminanın-istikrarın olabilmesi için, ancak Allah’ın sonsuz kemalinin bulunması gerekir. Böylece marifetullahı, Allah’dan başka bir maksad ile tercih eden hiçbir kimsenin mutmain olamayacağı; onun nefsinin de, nefs-i mutmainne olamayacağı; ama marifetullah’ı, başka şey için değil, ancak O’nun için isteyenin nefsinize ise, “nefs-i mutmainne”olacağı sabit olur. Böyle olan herkesin ünsiyeti Allah Sübhanehû ve Teâlâ ile, arzusu, Allah’a yönelik; bekası yine Allah ile, sözü Allah ile beraber olmuş olur. İşte bu sebeple de böylesi canlara, dünyadan ayrılırken, “Sen O’ndan razı, O, senden razı olarak dön Rabbine” denilir. Bu, insanın, ancak ilahi tefekkür kuvveti açısından veya tecrid ve tefridde (yani insanlardan uzak, tek başına olmada) kamil olduğunda faydalanabileceği bir sözdür.
 
Üst